İşte Ben ;)

Fotoğrafım
Doğma büyüme Sinopluyum,81 doğumluyum. Evliyim ve Zuzu'nun annesiyim. Eşini ve ailesini seven tipik bir Türk kadınıyım. Çalışan bir eşim. Bu üçgen içerisinde gidip gelirken bir nefes olsun deyip blog yazmaya başladım. Umarım paylaşımlarım ilham olur size ve bana :)

7 Ağustos 2012 Salı

Boşverdiklerim




Boşverdiklerim var benim; artık vazgeçtiklerim olmazsa olmaz dediklerimin olmayabileceğini de öğrendiğim!

"Neyse" dediklerim var benim, "sağlık olsun" deyip geçtiklerim; hem ben artık eski ben de değilim!
Hayallerim yok benim ve "şöyle olsa
 ne güzel olur" dediklerim; "hayırlısı" olsun demeyi öğrendiğim gün hayallerimden vazgeçtim!

Zaten yazarın dediği gibi " peşinden ne kadar koşsamda hayallerimin bir gün yorulacaklarının" büyük bir yalan olduğunu da öğrendim!
Filmlerdeki gibi de değildi hayat zaten; hayallerimden vazgeçtiğimde gördüm ben!
Romanlarda ki gibi de değildi hayat; baştan aşağı acı çeksen de; son sayfada gerçekleşmiyordu hayaller gene de!
Hayat gerçekti ve "tebessüm" Lidyalıların bile satın alamayacağı kadar değerliydi!
Evete hayal kurulabilirdi ama gerçekleşemeyeceğini de aklının bir köşesinden çıkartmamak gerekirdi!
Kırılıyorsun sonra, küsüyorsun hatta hayallerini yakalayamayacığını anlayınca; aitte olamıyorsun yaşadıklarına!
Gerçeğe yabancı oluyorsun sonra; çünkü onları ben davet etmemiştim hayatıma!
Kavgalarım var benim; iki arada bir derede ki kendimle!
Olmasını istediklerim ama olmayacağını bildiklerimle!
Belki de bu yüzden tekrar çocuk olmayı istemem; olmaz diye bir şey yoktu o günlerde!
Eski Türk filmlerine bu yüzden aşığım belki de; ne olursa olsun mutluluk çalar kapıyı en azından son sahnede!
Yine de küs değilim hayallerime; olmayan hayallerim değilde ben veda ettim hepsine!
Yoksa yine de yakıştıramam olmamalarını kurduğum hayallere!

Cihad Kök yazıları...

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Annem




Ben annemi çok sevdim, O'nun kadar sevemeyeceğim diğer bütün kadınlardan özür dilerim ve hiç bir sevgiliyi O'nun kadar her gün biraz daha fazla sevemeyeceğim!
Yeryüzünde hiç kimse O'nun kadar tatlı olamayacak!, 
O'na nazlanmak kadar, kimsey
e nazlanmak bu kadar güzel olmayacak!
Ve Allah biliyor; kimse O'nun kadar güzel konuşamayacak!
Kelimeler cümleler O'nun söylediği kadar güzel olmayacak
ve sonra kimselerin sesinin her hali ömrüme ömür katmayacak!
En güzel anılarım annemde saklı; sadece sevmekten çok daha fazlası!
İlk emekleyişim,ilk gülüşüm, ilk oturmam, ilk yürüyüşüm; eminim ki annemin de en güzel hatıraları!
Ve en güzel duaları, en güzel dilekleri; biliyorum ki benim adıma olanları. 
Alıp başını hiç bir zaman gitmeyecek; sanki dün sevdiğini söyleyen O değilmiş gibi bugün terketmeyecek.
Tüm emekleri hiçe sayıp bir kısa mesajla "bitti" demeyecek(!)
Çünkü O beni olmamı istediği gibi değil, olduğum gibi sevecek!
Hem zaten hiç kimsede O'nun kadar güzel yemek yapmasını hiç bir zaman bilmeyecek!

Cihad KÖK yazıları

Porland


Bu arada bizimde artık tatil vaktimiz geldi çattı.
İzine çıkmaya sayılı günler kalmışken biraz alışveriş yapalım,
 gittiğimiz yerdeki dostlarımıza hediye alayım dedim. 
Ama dün nedense üzerimde bir ağırlık vardı. 
Gitmiş olduğumuz Porland Porselen Fabrika ve çadırından bir şey almadan çıktım geldim. 
Ancak o kadar güzel yemek takımları, kahvaltı takımları, havlular, masa örtüleri vardı ki anlatamam.
Ama ben niye dün hiç alışveriş yapamadım. Hala anlamış değilim.
Oysa ki oraya gidene kadar şunları şunları alacağım diye söylerken kendi kendime,
 bir şey alamadan gelmek çok üzücü :)
Gidene kadar bekli bir kez daha uğrarız..

Bambu takımına bayıldım




Sunumu güzel yapmışlardı satış mağazasında ben yanıma makinayı almadığımdan size katalogtan bir kaç çekim yaptım ama pek güzel görünmüyorlar. 

İftar Menüsü..

Kahvaltı yapmayı o kadar özlemişiz ki, bu akşam ki iftar yemeğinde ailecek kahvaltı yapalım dedik. 
Çokta iyi oldu. 
Sahurda yapmış olduğumuz olduğumuz kahvaltı kahvaltı gibi olmuyor, bir gözün açık bir gözün kapalı olarak acıkmadan yendiğinden kahvaltının tadını alamıyorduk. 
Bu akşam ki iftar menümüz de Kahvaltı sofrası hazırladık.





    Kahvaltı Soframız 
                         



   Közlenmiş Kırmızı Biber Salatası



     Patates Kızartması ve Köy Biberi


Olmazsa olmazımız Salata
(Taze Nane ve Fesleğen eşliğinde)





Nane ve Fesleğenler kendi mahsulümdür :)


İyi Geceler Dilerim...

Pazartesi..



Epey bir süredir çalışıyor olmama rağmen şu pazartesi günlerini bir türlü sevmiyorum.
 İş yerine gitmek o kadar zor geliyor ki anlatamam. İşte çalışmak değil de çalıştığın ortamı ve iş arkadaşlarını sevmiyorsan işte o zaman çalışmak zor geliyor.
 Ama mecburuz işte emekli olana kadar devam ya da işteki arkadaşlarının emekli olmasını bekleyeceğiz :)


Neyse Pazartesi Sendromu diye tutturmadan, Mübarek Ramazan ayının da yavaş yavaş sonuna gelmeye başlıyoruz.
 Nasıl tutacağız diye hepimiz kara kara düşündük. 
Sıcaklarda zor olacak, susuzluğa dayanabilecek miyiz derken şükürler olsun ki yarısını da yapmış bulunmaktayız.
Ramazan Bayramına ermeyi nasip eyle Yüce Allah'ım..


4 Ağustos 2012 Cumartesi

Cumartesii


Bir kaç gündür sizlerden uzak kaldım. Eşimin 16/24 vardiyalarını ne kadar sevmesem de bu vardiya gelip 2 haftadır önümüze çıkıyor. 
2 akşamdır  bende arkadaşlara iftara gittim .Dün akşam Zuzu'nun Ayten Teyzesindeydim. Eve geldiğimizde saat epey geç olmuştu.  
Hemen eve gelir gelmez yattık ve gece sahura kalktık. 

Bu akşamda biz misafir ağırlıyoruz iftar yemeği ile. İnşallah yemeklerimin tadı, tuzu ve kıvamları yerindedir.

İftar Yemeği Menüsünde;
  Çorba (İlk defa yaptığım Arkadaşın tarifi)
  Etli Kuru Fasulye
  Erişte (yoğurtlu ve Cevizli sunumuyla)
  Çoban salatası
  Yoğurtlu Semizotu
   Şekerpare Tatlısı


2 Ağustos 2012 Perşembe

Hayatımızdaki Büyük Taşlar



Northwestern Üniversitesi işletme bölümü mastır öğrencileri ile Zaman Yönetim dersi profesörü arasında geçer:

Profesör sınıfa girip karşısında duran, dünyanın dört bir tarafından gelmiş en seçkin öğrencilerine kısa bir sure baktıktan sonra; Bu gün zaman yönetimi konusunda deneyle karışık bir sınav yapacağız. Dedi. Kürsünün altından kocaman bir kavanoz çıkarıp ardından yumruk büyüklüğünde taşları alıp büyük bir dikkatle taşları kavanozun içine yerleştirmeye başladı. Kavanozun daha fazla taş almayacağından emin olduktan sonra öğrencilere döndü ve bu kavanoz doldu mu? Diye sordu. Öğrenciler hep bir ağızdan doldu diye cevapladılar.

Profesör öyle mi? Dedi ve kürsünün altına eğilerek bir kova mıcır çıkarttı. Mıcırı kavanozun ağzından yavaş yavaş döktü sonra kavanozu sallayarak mıcırın taşların arasına yerleşmesini sağladı. Sonra öğrencilere dönerek bir kez daha bu kavanoz doldu mu? Diye sordu. Bir öğrenci dolmadı herhalde diye cevap verdi. Doğru dedi.


Profesör yine kürsünün altına eğilip bu defa bir kova kum çıkarttı ve kumu kavanoza boşaltarak taşların ve mıcırların arasına yerleşmesini sağladı. Tekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sordu öğrenciler, hep bir ağızdan: Hayır! Diye cevapladılar. Güzel dedi ve bu defa bir sürahi su alarak kavanoza boşalttı. Sonra öğrencilere dönerek: "Bu deneyin amacı ne olabilir?" Diye sordu. Uyanık öğrencilerden biri, "Zamanımız ne kadar dolu görünürse görünsün aslında ayırabileceğimiz zamanımız mutlaka vardır." diye yanıtladı.

 "Hayır", dedi Profesör. "Bu deneyin esas amacı eğer büyük taşları baştan yerleştirmezsen küçükler girdikten sonra büyükleri asla kavanozun içine yerleştiremezsin, gerçeğidir."

Profesör devam etti: "Nedir hayatımızdaki büyük taşlar? Çocuklarınız, eşiniz, sevdikleriniz, arkadaşlarınız, hayalleriniz, sağlığınız, eğitiminiz vs. büyük taşlarınız bunlardan biri, belki bir kaçı, belki de hepsi. Bu akşam uyumadan önce iyice düşünün sizin büyük taşlarınız hangileri? İyi karar verin.

Bilin ki büyük taşlarınızı kavanoza ilk başta yerleştirmezseniz bir daha asla yer bulamazsınız."

Çocuklarımızla Konuşalım!



Huzur

 Merhabalar; Bugün eşimle beraber bir değişiklik yapalım dedik.
 Ramazan ayı olması nedeniyle oruçlu olduğumuzdan eve gittiğimizde her öğlen 1 saatlik arada uyuyordum. 
Bugün eşimi aradım dedim ki; benim canım eve girmek istemiyor, beni gezmeye götür dedim. O da sağolsun beni kırmadı ve beni gölete gezmeye getirdi.
 Bulunduğumuz şehirde deniz olmadığından göletle idare ediyoruz.
 Göleti her zaman kalabalık görmeye alışkın olduğumuzdan oranın hiç güzelliğinin tadına varamamışız. Gölette kimsecikler yoktu. Hafif bir esinti kuş sesleri o kadar güzeldi ki insana HUZUR veriyordu.
Keşke işe geri dönmesi olmasaydı da iftar saatine kadar orada kalabilseydik. İlk defa bulunduğum şehirde huzurluydum. Nedeni herkesten uzakta, sessiz olmasıydı.
Şehir merkezinde olunca insan böyle sessizliği sakinliğe hasret kalıyor. 
Eşimle beraber bir kaç fotoğraf çektik. Bize ait resimler yok :)
Ağaçların arasından sızan güneşin güzelliği paha biçilemezdi.
Ramazan ayı olmamış olsaydı o bank boş kalır mıydı acaba ?

Suya hasret kalmış toprağın hali

İlk defa bugün o kadar huzurlu hissettim ki kendimi, bunu kelimelere dökmek o kadar zor ki. 
Uzun zamandır yaşamadığım bir duyguydu...

İnsan arada kendine zaman ayırmalı, hayat koşturmaca ile devam etmekte olduğundan insan kendini çok ihmal ediyormuş. Bugün bunu daha iyi anladım. 
1 saatlik zaman bile insanın özlediklerini ve kendini ne kadar ihmal ettiğinin göstergesi..

İyi Geceler


Yüreğin sevgi dosun
Sofran bereketli olsun
Madem ısrar ediyon
Sevdiğin güzel olsun


Besmeleyle çıktım yola
Selam verdim sağa sola
A benim ağalarım
Ramazanınız mübarek ola.

Sahur vakti emîndir.
Hoşaf suyu serindir.
Aman eli çabuk tut
Yetimi sen sevindir.