İşte Ben ;)

Fotoğrafım
Doğma büyüme Sinopluyum,81 doğumluyum. Evliyim ve Zuzu'nun annesiyim. Eşini ve ailesini seven tipik bir Türk kadınıyım. Çalışan bir eşim. Bu üçgen içerisinde gidip gelirken bir nefes olsun deyip blog yazmaya başladım. Umarım paylaşımlarım ilham olur size ve bana :)

10 Nisan 2012 Salı





Bir kadın sizi sevmişse şanslısınız demektir! 
Ve artık hayatınızın baştan aşağı değişeceğine şahitlik edeceksinizdir!
Kadınlar hakkında bildiğinizi sandığınız her şeyi gözden geçirmeniz gerekecektir; zira ezberiniz değişecektir!
Ve sen artık eski sen değilsinidir ki;
Artık her dakika düşünülen birisinizdir.
Kendinize bile vermediğiniz değeri göreceksinizdir.
Zaman zaman ben neymişim derken kendinizi görmeniz kuvvetle ihtimaldir!
Şefkatte annenizle yarışan ikinci bir kadın hayatınızda yer etmiştir.
Ve çocuğunuzun size benzemesini dileyen bir sevgiliye sahipsiniz demektir.
Ki bu dilek adetten değil, size olan sevgi yere göğe sığdırılamadığından, sizden olacak çocuğunuzda da bu büyük sevginin izlerinin görülmek istenmesindendir!
Bir kalpte yaşatılan, ordan oraya taşınan birisinizdir.
Üç vakte kadar evlenilecek olanda sensinsir
Fincanda görülmeye çalışılan o belirsiz cisimde hep size benzetilecektir!
En güzel elbisele seni için giyilecektir!
Aynanın karşısında şikayet ettiğiniz vakitler aslında kendileri için değil sizin için öldürülecektir!
Yemek tariferi öğrenilecektir.
Ve ağırlık en çok sevdiğiniz yemeğe verilecektir.
Bir problem çözme edasıyla gram, gram baharatlar öğrenilecektir!
Bunu yanında daha doğmamış çocuğa isimler düşünülecektir.
En çokta senin sevdiğin ismi vermek isteyecektir
Bir kadın sevdiğinde seni böyle sevecektir!
Onunla ilgilenmediğin için seninle kavgalar edecektir
Aslında ilgilendiğini de bilecektir
Ama elinde olmadan o hep daha fazlasını isteyecektir
Çünkü sevgisi o kadar büyüktür ki seni de o sevgiye ortak etmek isteyecektir.
Bazen sevgiden gözyaşı dökecektir
O'na ne olduğunu sorduğunuzda yok bişey diyecektir
Ama aslında bişey vardır ve derdi ya bir gün seni kayberse tedirginliğidir.
Çok sevdiğinden çok kavgalar edecektir, bütün bunlar aslında seni kaybetmek istemediğindendir
Hiç konuşmayıp şikayet etmeyen bir kadın zaten seni bitirmiş demektir.
Bırakın konuşsunlar ne kadar çok konuşurlarsa o kadar sevildiğini anla.
bir kadının kavgasından, nazından, konuşmalarından,bağırmasından;anlayabilirsin seni sevip sevmediğini kıyametleri koparmasından.
Ve eğer bir kadın seni sevmiyorsa, romayı değil dünyayı da yaksan uğruna
Hiç şansın yok demektir bu aşkta
Çünkü acımasızdır kadınlar sevmedikleri adamlara
Ve maalesef dünyanın en şansız adamını görebilirsin ayna da!
Böyle durumlarda en güzeli bi köşeye çekilip unutmaktır yavaş yavaşta olsa!

Cihad KÖK Yazıları


Benim çocukluğumda oyunların tadı vardı ve oynanan oyunlar ömrünüze ömür katardı. 
Her çocukta bir kanat ve her çocuk bulutların üstünde yaşardı.
Atmosfer mavi değil toz pembeydi ve denizler göller hepsi masal ülkesinden fırlamış gibiydi.
Heidi gerçekti ve eğer yalan söylersek Allah göstermesin burnumuz Pinokyo gibi uzayabilirdi.
Hem Allah Kestane Sultanı'da eşek yapmıştı annesine karşı geldiği için, zaten anne babaya da karşı gelinmezdi!
Sonra Keloğlan'ın da annesine karşı geldiği görülmüş şey değildi!
İçimizde bir tutam sevgi, biz severdik her şeyi!
Hem zaten Külkedisi üvey kardeşlerini bile severdi!
Tabi kızdığımız şeyler de vardı!
Mesela Safinaz bazen Kabasakal ile filört ederdi.
Ama sonra Temel Reis'e dönünce O'na olan sinirimizde geçerdi!
Zaten benim çocukluğumun çocukları kimseye kin güdemezdi.
Çünkü nefretin ve kinin kelime anlamını bilmezdik ki!
Oyunlarda kavga ederdik evet ama barışırdık az sonra da!
Hem annelerimizin dediğine göre; küs kalmak zaten günahtı da!
Sonra bakkaldan gelirken ucundan koparılan ekmekler vardı, tadına doyulmaz o anlar ve bir kenara bırakıp ekmeği; dört nala koşulan oyunlar.
Kızlar evcilik, erkekler top oynardı; parklar ise hepimize ait ortak alanlardı.
Tabi ki Kızlarla beraber oynanan oyunlarda vardı; mesela yakartop çok revaçtaydı.
İstop vardı, dalya oynanırdı ama bu oyunlarda genelde kızlar kazanırdı.
Bizim çocukluğumuzda ki kızların öyle erişilmez hayalleride yoktu, onların bebekleri en büyük mutluluktu.
Onların mutluluğu bir bebeğin saçını tararken o küçücük yaşta bile hissedilen anneliğin yorgunluğuydu!
Bizim öyle binlerce liralık isteklerimiz de yoktu!
En pahalı isteklerimiz kızkaçıran ve leblebi tozuydu!
Sonra başına oturup hayatı unuttuğumuz yüzlerce televizyon kanalı da yoktu!
Bizim kalbimiz sokakta çamurlu yollarda atıyordu!
Susam sokağı ve Temel Reis paha biçilemez mutluluktu!
Edi Büdü'nün varlığı, minik kuşun tebessümü, tarif edilemez bir duyguydu.
Ve He-man'in varlığı hep iyilerin kazanacağına dair en büyük umuttu!
Bizim öyle pahalı spor ayakkabılarımız da yoktu
ayakkabılarımızın içi su doluydu ama mutluluğa hiç bir şey engel olamıyordu!
Mutsuz olmak için de bir sebebimiz yoktu! Bize ilk öğretilen "aza kanaat etmek" olurdu!
Mahallemizin yolları bozuktu ama, mutlulukların tadı bir başkaydı o zamanlarda.
Komşularımız vardı mesela, evlerine girip çıkardık rahatça.
Karşı komşusunu tanımayan ama bilmem hangi ülkedeki kızla tanışan çocuklar gibi olmadık asla!
Bakkal amcalar vardı, veresiyede defterine yazarlar; aybaşında alırlar!
Sonra büyükler borcu yatırırlar, aynı gün diğer aybaşında ödenmek üzere eve erzakla beraber size bir "çükülata" alırlar.
Ve o "çükülatanın" içinden çıkardı tadına doyulmaz mutluluklar!

Cihad KÖK Yazıları